15 Aralık 2016 Perşembe

harita

Gözlerini açtığında, daha dün “belki yarın uyanınca farklı hissederim” fikriyle astığı yıldız haritasını yapıştırdığı tavana lanet okuyordu.
Oraya isterse dünyanın en harika manzarasını çizebilirdi.
Lakin; tavan tavandı işte ve bu gerçeği birgün gerçekten gökyüzünün altında uyumaya karar verene kadar hiçbir boya kalıntısı değiştiremezdi.
Dirseğinin üzerinde doğrulduğunda, belinden sırtına doğru yükselen ağrı dile gelse “14 saatlik uyku” derdi.
Uyku yalnızlıktan kaçma çabasıydı.
Boşa çıkan çabası.
Yatağında uyuyup, karanlık bir kuyunun dibinde uyanıyordu rüyalarında.
Hiçbir şey o kadar iyi gitmiyordu ve o kadar dipteydi ki; adım attığı yer bataklığa dönüşüyordu ve her seferinde daha da aşağı iniyordu.
İyi hissedebilmenin ve gökyüzünün bile bir sonu vardı; bulutların üzerinde çıkabilirdin
ama kötü hissedebilmenin ve aşağı inişin bir sonu yoktu,
Dünyanın merkezi, aptal bir kitabın büyük yalanıydı.
Sonsuza kadar berbat hissedebilirdin, mutlu değil.
Böyle düşünüyordu, tam olarak.
"Tanrı bizi hiç sevmiyor!" diye düşündü sonra, ama hemen utandı bu düşüncesinden, sırt ağrısına tekrar kaydı aklı.
Şikayet etmiyor ve "senden kötü durumda olanlar var” vari cümlelerini teselli sananların boğazına tıkıyor tesellilerini.
Kimsenin tesellisini de istemiyor zaten.
Teselli acı çekenler için; ölenler için değil zira.
"Keşke çok acı çekiyor olsaydım, en azından neyle savaştığımı bilirdim."

14.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder