30 Kasım 2014 Pazar

sokak lambası

Karşılıklı dokunulmamaktan biriken yoğun elektrik, bir gün daha fazla katlanılamaz hale geldi ve cılız bir sokak lambasının altında, gökyüzü manzaralı soğuk bir toprağın üzerinde sabaha kalmadan tüketildi.
Sabaha sol tarafında güzel bir hatayla uyandı.
Eline aldığı kalemlerden, kulağına gelen müziklere kadar ve yürüdüğü yolları da dahil edersek, uzunca bir süre yaptığı hatayı hatırlatan hatta bunu sırtında ağır bir yük gibi evden çıktığı her yere taşıyacağını bilse yine de yapardı.

İnanmazsın, gitti yine de.
Hayatının ikinci evresi böylece başladı.
Beş yıl daha yaşlandı.
Canını bu kadar derinden yakan şeyin adı özlem gibi bir şey oldu,
açık kapı bırakmadığı için dönemedi.
Bazı geceler uyuyamadı.
Bazı kitaplara dokunamadı, bazı şarkılardan kaçtı ve eve giderken yolunu uzattı.
İçinde mutlu suratlar olan bir fotoğrafa ağladı birgün.
Kendine geldi biraz, sonra biraz daha ağladı.
Eskiden ne kadar huzursuz ve mutlu olduğunu düşündü çoğunlukla.
Kimleydim, neredeydim, nasıl eğlendim, ne kadar düşündüm diye düşünürken geçmişe gömüldü en sonunda.
Bir gece ağlama kriziyle uyandı.
Hayatında ilk defa sakinleştirci kullandı ve yapay uykularda boğuldu.
Kimseyle konuşacak bir şeyi kalmadı sonra
tanıdığı herkesi öldürdü, kendini gittikçe daha derine gömdü.

Bir ay geçti.
İki ay, üç, dört beş.
Derken yıl.
2014.
Aylardan Mart.
Bu gece uyumayalım.
Yürüyecek ne çok yol var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder