24 Ekim 2014 Cuma

anahtar

"Şimdiye kadar hiç ağlayarak yürümediğim sokağımda yirminci yılımı dondurdum,
ve şimdi,
bir istisna yaratarak kenarda dursun,
sağ elimi gözlerime sanki karşıdan güneş vuruyormuş gibi siper ettim bir akşam,
bil bakalım neyi saklamak için.
Yürüyorum.
Yolun sonu ev.

Sebebini sorsalar geçerli bir açıklama yapamam.
Anlatırsam ve 'Sen bunları aşalı Everestler yaratıldı.' dese biri utanırım.
Bu yüzden, ilk sağdan döndüm, sonra çalışmayan belediyeye teşekkürler ederek
sokak lambaları çalışmayan asfalta saptım.
İç çekişimi duyma ihtimali olan insanlardan,
şaşkın
ve acıyarak
ve meraklı
bakan bütün insanlardan kaçarak buraya geldim.
Tamamen yalnızım,
bil bakalım kime yakalandım?

Beynimin kafatasına yaptığı baskı bütün hislerimi bloke etti
sonra
her şeyi durdurdum.
Sokağın sonu; ev.
Ben geldim."

Sonra "Yürüdüğüm yolun sonunda ulaşacağım bir evim,
öğün geçiştirmeye yeterli birkaç parçayı satın almaya yetecek üç beş kuruşum,
neler olup bittiğini anlamaya yetecek kadar aklım varsa, üstesinden gelemeyeceğim
bir şey kaldı
mı?" diye düşündü kendi kendine.
Her şeyin geçtiğini de sandı.
Anahtarı çevirdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder